![]() |
|
Spaces home hakan s erginPhotosProfileFriendsMore ![]() | ![]() |
hakan s ergin
|
January 07 "Türkiye: Bizim olan cennet ve cehennem"O kadar umutsuz bırakmışız ki gençlerimizi, çıkacak savaşı bile dört gözle bekler olmuşlar. Talihsiz hayatlarına anlam, kırılmış hayallerine kahramanlık katacağını düşünüyorlar savaşın. “Savaş çıksa en önde ben giderim” derken masum ve samimi hepsi de.
Genç ve dinamik nüfusumuzla Avrupa Birliği’ne giremiyoruz bari Kuzey Irak’a girelim, değil mi?
[...]
Ya da canlarını dişlerine takıp kapağı yurt dışına atmanın bir yolunu bulsunlar. Daha insanca bir hayat umarak gittikleri her yere içlerinde bir sızı gibi taşımak üzere, büyük ve üzgün ülkelerini.
Tuna Kiremitçi (28 Kasım 2007, Vatan) Gidemeyenlerin ÜlkesiTürkiye gün geçtikçe “gidemeyenlerin ülkesine” dönüşüyor. Acı gerçekse şu: AKP’yi başka bir yere gidemeyen bu insanlar seçti. Yani Türkiye’de yaşamak dışında bir şansı olmayanlar.
Tuna Kiremitçi (19 Aralık 2007, Vatan) November 19 BadireDağda on üç genç şehit oldu... Baş örtüsü üniversiteleri, zorunlu din dersi liseleri germeyi sürdürüyor... Dergi satan çocuk polis tarafından vuruldu... İşsizlik oranı her zamankinden yüksek...
Türkiye’de gençlik yaşamın altın çağı değil. Daha çok kazasız belasız atlatılması gereken bir badire... Tuna Kiremitçi (12 Ekim 2007, Vatan) November 06 SadelikYıllar önce Venedik'te genç yetenekleri ve yaratıcı beyinleri buluşturan bir atölyeyi gezmiştim.
Kapıda "Olivero Toscani imzalı şu yazı vardı: "İçeri girerken bütün o güzelim, karmaşık fikirlerinizi çöpe atın. Yerlerine hiç de etkileyici gözükmeyen en basit çözümlerinizi koyun. Bunu ısrarla yeniden deneyin. Sonuçta vardığınız nokta, o kadar basit olsun ki, görenler sizin nasıl bir yol kat ederek o sadeliğe ulaştığınızı asla öğrenemeden, 'Bunu herkes yapabilir' desinler." Can Dündar (5 Kasım 2007, Milliyet) October 31 Onlar anlamaz kiZamanımızda “başarı denilen virüs” öylesine yayıldı ve herkesin içine yerleştirildi ki insanları, böyle bir yaşamın tersinin mümkün olduğuna bile inandırmak güçleşiyor. Sanki “başarılı olmak” gereği her zaman ve herkes için geçerliymiş gibi algılanıyor. Artık günümüzün romancıları, şairleri, düşünürleri, bilim adamları bile “başarı” peşinde koşuyorlar. Herkesi, Amerikalıların kafalarımıza soktuğu “kazanan” ve “kaybeden” kavramlarına göre yargılıyoruz. Peki Yunus Emre başarılı olmak için mi yazmıştı şiirlerini, Mevlânâ sema dönerken “başarı” peşinde miydi?
Çarmıhta can veren İsa kazanan mıdır, kaybeden mi?
Ne demişti peygamber: “Her şeyi kaybeden, her şeyi kazanır!” Anton Çehov’a kitaplarını Fransızcaya çevirmeyi teklif etmişler.
Büyük yazar hayret etmiş: “Onlar anlamaz ki” demiş. “Ben Rus hayatını anlattım.” Zülfü Livaneli (31 Ekim 2007, Vatan) September 29 Cır cır cır cır...Köyceğiz'de, alt pencereye doğru uzanmış sarmaşıkların içinde, sabahlara kadar hiç durmadan öten bir cırcır böceği var.
Geceleri uyandıkça, sesi yankılanıp duruyor kulaklarımda: - Cır cır cır cır... Ve bendeniz neyi düşünmeye başlıyorum biliyor musunuz? Yok hayır, anayasa tartışmalarını değil. O kadar küçücük bir böceğin, nasıl olup da hiç yorulmadan sabahlara kadar böyle öttüğünü. Kim bilir belki de Başbakan Tayyip Bey, biliyordur cır cır ötüp duran küçücük böceklerin güçlerini nereden aldıklarını.
Keşke açıklasa da, hepimiz öğrensek. Çetin Altan (23 Eylül 2007, Milliyet) September 23 Daha mutlu olamamAlışveriş merkezleri mesut ediyor beni. Cacharel’in vitrininde şairin körfezdeki dalgın suda gördüğü huzur var. Zil, şal ve gül yerine Woman’s Secret, umudun ekmeği için de Le Pain Quotidien... Canım devrim yapmak isteyince Apple Center’a gidiyorum. Kalbimin kızıl saçlı bacısı belki de Starbucks’da... Geceleri de smokinimle Harvey Nichols’da dolaşıyorum. Kalpsiz bir dünyanın kalbinde, ruhsuz bir dünyanın ruhundayım... Mor ve Ötesi’nin dediği gibi: Daha mutlu olamam. Tuna Kiremitçi (23 Eylül 2007, Vatan)
|
||||||||||||||
|
|